İçeriğe geç →

Geyikli Yurt’tan Yarık Dağı’na – Belgesel Projesi

Geyikli Yurt’tan Yarık Dağı’na – Belgesel

Yönetmen: Umut Kaçar & Mehmet Salih Çelik , Metin Yazarı: Ayşegül Çelik

* Sinopside yer alan fotoğraflar, görüntü yönetmeni Umut Kaçar tarafından tarafından çekilmiştir. Filmin görsel dili ve sinmatografisine dair fikir vermek amacıyla eklenmiştir.

Geyikli Yurt’tan Yarık Dağı’na, Datça Yarımadası’nın sert ama incelikli coğrafyasında, doğayı olduğu gibi kabul eden, onun bir parçası olmak isteyen, doğayla pazarlık etmeyen insanların izini süren bir belgesel yolculuk. Yarık Dağı, Datça’nın güneyine açılan bir dağ koridoru. Artarda sıralanan tepelerin arasında, kuytudaki bir kalp gibi atıyor. Gövdesinde; arıcıları, tırmanıcıları, koşucuları, müzisyenleri, çiftçileri, orman hayvanlarını ve birbirine benzemeyen çeşit çeşit canlıyı biraraya getiren bu dağ, var olduğu yerden: suyu, toprağı, taşı ve sessizliği merkeze alan başka bir yaşam ihtimalini görünür kılıyor.

Hikaye, bu vadide yaşayan tırmanışçı Aykut’un hayatından açılarak, Yarık Dağı’nın yamaçlarında, kanyonlarında, patikalarında süren hayatın çeşitliliğine tanıklık ediyor. Bu dağ, birbirine hiç benzemeyen insanlara ve hikayelere açılan bir geçit. Çünkü bu dağ; Aykut, Ömer, Dünya, Yasin, Onur ve niceleri için bir ev, bir sığınak aslında. Yarık Dağı’na sığınan bu insanlar, bambaşka geçmişlerden, bambaşka hayatlardan geliyorlar. İçlerinde mühendisler, botanikçiler, çiftçiler, arıcılar, ev kadınları, ressamlar var. Kurulu düzenleri bırakıp şehirlerinden, ülkelerinden çıkıp gelmiş, Yarık Dağı’nın vahşi doğasını yurt edinmişler. Göze aldıkları şeyler kolay değil ve vardıkları sonuçlar kaydetmeye, anlatmaya değer. “Geyikli Yurt’tan Yarık Dağı’na”, modern dünyanın gürültüsünde kaybolan bir bilgiyi fısıldıyor bize: Doğayla uyum içinde yaşamak hâlâ mümkün.

Belgesel, doğayı fethedilecek bir alan değil, birlikte var olunacak bir özne olarak kabul eden insanların sessiz direncini kayda alıyor. Bu, doğaya sığınan insanların hikayesi.

Yönetmen Görüşü

Bu belgesel, Yarık Dağı’nı tanıtan bir yolculuk değil, doğayla kurulan bir ilişki biçiminin kaydı. Yıllardır farklı coğrafyalara yaptığım yolculuklarda, insanın doğayla kurduğu bağın biçim değiştirdiğine tanıklık ettim. Bu bağ kimi yerde bir mücadeleye, savaşa, kimi yerde sömürüye dönüşürken; Yarık Dağı’nda süregelen yaşamlar, hâlâ başka bir ihtimalin mümkün olduğunu kanıtlıyor. Burada insanlar doğayla pazarlık etmiyor, onu dönüştürmeye veya yenmeye çalışmıyor; onun ritmini dinlemeyi, onunla birlikte yaşamayı seçiyorlar.  Belgesel, bu seçimin izini sürüp kayda almak hedefinden yola çıkıyor.

Bu çalışmada anlatıcı olmak yerine tanık olmayı tercih ettim. Kamera, patikalarda yürüyor, ateş başında duruyor, bekliyor, dinliyor. Hikâye büyük cümlelerden değil, küçük anlardan kuruluyor.

Belgeselin çıkış noktası, iklim krizi ve kuraklıkla birlikte giderek sertleşen insan-doğa ilişkisinin karşısına, sessiz ama ısrarcı bir alternatif koymak.

Bu film, doğayı korumaya dair bir çağrıdan çok, doğayla birlikte var olmanın bilgisini görünür kılma çabası. Yarık Dağı, filmde bir arka plan olarak değil; hafızası, ritmi ve direnciyle, canlı bir varlık olarak boy gösteriyor.

Hedef Kitle

Geyikli Yurt’tan Yarık Dağı’na, doğayla kurulan ilişkiyi sorgulayan, bu ilişkiyi yeniden düşünmeye açık izleyicilere seslenen bir belgesel. Doğa temalı belgesellere ilgi duyan; ekoloji, iklim krizi, sürdürülebilir yaşam ve alternatif üretim biçimleri üzerine düşünen izleyici kitlesini hedefliyor.

Dağcılık, tırmanış, yürüyüş, koşu gibi doğa sporlarıyla ilgilenen bireyler de, Yarık Dağı coğrafyasında anlatılan pratikler ve karakterler üzerinden filmle doğrudan bağ kurabilecek ana izleyici gruplarından biri. Film, aynı zamanda kırsalda yaşam, susuz tarım, arıcılık ve yerel üretim konularına ilgi duyan izleyiciler için de güçlü bir içerik sunuyor.

Akademik bir yaklaşım yerine, tanıklık ve deneyim üzerinden ilerleyen belgesel, sadece uzmanlara değil; kent yaşamından yorulmuş, doğayla daha sade ve anlamlı bir bağ arayan geniş bir izleyici kitlesi için ilgi çekici. Genç yetişkinlerden ortayaş grubuna uzanan bu izleyici profili, filmde anlatılan yaşam biçimleriyle özdeşlik kurabiliyor.

Çocuklar ve gençlerle çalışan eğitimciler, çevre gönüllüleri ve sivil toplum kuruluşları için de film; toplu gösterimlerde, atölye ve söyleşi temelli etkinliklerde kullanılabilecek bir içerik niteliği taşıyor. Festival izleyicisi açısından ise Geyikli Yurt’tan Yarık Dağı’na, insan-doğa ilişkisini kişisel hikâyeler üzerinden ele alan, yavaş anlatılı ve atmosferik belgesellere ilgi duyan seyirciye sesleniyor.

Ulusal ve uluslararası belgesel festivallerinde, çevre, doğa ve yaşam pratikleri ekseninde programlanan seçkiler ile üniversiteler, kültür merkezleri ve alternatif gösterim mekânları için uygun bir hedef kitleye sahip.

Geyikli Yurt’tan Yarık Dağı’na

Anlatı Akışı

1. Gece/ Geyikli Yurt (Aykut’un yaşam alanı)

Film, dolunay ışığında başlar. Ay, Geyikli Yurt’un tepesindeki açıklıktan süzülerek Mars’ın (Aykut’un köpeği) üzerine düşüyor. İçeride sobanın sıcak, tatlı ışığı, çıtırtıları. Kamera yurt içinde gezinir. Zaman yavaş akıyor, insanlar konuşurken değil, dururken görünür. Anna (26) elinde ipleri, örgü örüyor. Aykut (42) baterisini temizleyip gözden geçiriyor. Sessizlik bir boşluk değil, bir varlık olarak hissedilir.

Kamera dışarı çıkar, açılan ahşap kapıya oyulmuş geyik figürünü görür. Karşıda Yarık Dağı’nın karanlık silueti. Bahçeye sokulmuş olan tilkinin sesi duyulur, tilki anlık görülür. Mars karanlığa doğru süzülür, patikaya koşar ve tilkiyle buluşur. Aykut arkalarından gülümser, yurt çadırı bu kez de dışarıdan görülür, ince sarı bir ışık. Yapı, ormanın içinde, insan ve doğa arasındaki sessiz anlaşmayı sezdirir. Aykut ormanın içine Mars’ın gittiği yöne gider. Yurt ve bahçesinin, doğaya müdahale etmeyen, onunla uyumlanmış görüntüsü kameraya yansır.

2. Sabah / Aykut’un Bahçesi’nden Dağın Uyanışı

Gün doğumu; ışık yavaşça vadiye yayılır. Anna ahşap platform üzerinde yoga yapmakta, Mars etrafta koşturur, ardından Anna, akordeon çalarak sessizliği bozar… Müzik, doğaya karışır; onu bastırmaz. Kahvaltı masasında çay, ekmek, sohbet. Aykut’un Datça’ya yerleşme hikâyesini anlatmaya başlar.

Birkaç yıl önce karavanıyla tırmanış yapmaya geldiği Yarık Dağı’nın çağrısına kapılıp karavanını satan ve aldığı küçük toprağa yerleşen Aykut, bir müzisyen ve profesyonel bir tırmanışçıdır.

Karavanla başlayan yolculuğun, toprağa vurulan ilk kazmaya evrilen hikâyesi, “kalıcı olma”nın Yarık Dağı’nda ne anlama geldiğini anlatır.  Film, “yerleşmek” kavramını romantize etmeden, emek ve sabır üzerinden kurar.

AYKUT

”İzmir’in Bozdağ’ında Veysi Usta’yla tanıştım, o bir yurt ustası. Yurt yapmayı, yurdun ne olduğunu ondan öğrendim. Döngüselliği, yuvarlak formu, doğayla uyumu, aile birliği, göğe duyulan saygı… Bunlar beni değiştirdi. Daha o zaman bir gün kendi yurdumu yapacağımı biliyordum. 

Doğada yaşamak bir yolculuk. Önce küçük bir branda kurdum, Mars’la birlikte orada yaşamaya başladık. Bu yurdu yaparken aslında kendimi inşa etmeye başladığımı biliyordum. Yurt, bir yıl içinde tamamlandı ama kendim için aynı şeyi söyleyemem, benim için süreç devam ediyor.”

3. Sabah/ Patika/Ana yol (Vadiye Hareket)

Patikadan geçip Sakura’ya (Aykut’un Minibusü) yerleşilir. Mars, önde, sürücü yanında. Başını pencereden çıkarmış rüzgarı kokluyor. Anna bisikletiyle arkadan gelmekte, kamera bisikletin arkasından grubu izliyor.  Yol, Yarık Dağı Vadisi’nin vahşi güzelliğini göstererek akar.

4. Yarık Dağı / Tırmanış rotası

Can Baba (Can Yücel) rotasına varıldığında heybetli kayalık kamerayı doldurur. Farklı formdaki kayaçlarla büyük bir yarık oluşturan kayalık, dağcıların çok ilgi gösterdiği bir tırmanış alanıdır. Burada Ömer’le buluşulur. Ömer (32) profesyonel tırmanıcıdır ve Yarık Dağı Vadisi’nin bitiminde, Mesudiye’de yaşamaktadır.

Aykut, Ömer ve Anna; tırmanış için hazırlığa başlarlar; emniyet alınır, ipler kurulur, kasklar takılır. Aykut, kayalıktan yukarı tırmandıkça; çam ormanlarının derin manzarası görünür olur. Kamera tamamen ormana döndüğünde, vadinin içinden yankılanan çocuk sesleriyle bir tezahürat yükselir: “Mamaa, mamaaa!”

Yarıktan gelen bu ses, kayalara çarpıp yankılanır. Yarığın diğer tarafında tırmanmakta olan başkaları vardır. Onlar da deneyimli tırmanıcılardır, iki kadın tırmanırken çocuklar aşağıda annelerinin arkadaşlarıyla beraber onları izlemektedir. Annenin zorlandığı hamlelerde aşağıdan seslenerek ona destek verirler. Bu ses, vadinin hafızasına karışır.

AYKUT

“Tırmanış, hayatın bir parçası benim için, doğal, kendiliğinden. Hırslı biri değilim, farklı zirvelere ulaşmak gibi bir hayalim yok. Burada yaşamak ve tırmanmak yeterli, bu benim hayatımın ta kendisi.”

5. Yarık dağı / Arılar, Su, Toprak

Tırmanışın ardından vadinin kuzey yamacına, çam ağaçlarının arasına serpilmiş arıcı barınaklarının bulunduğu alana yürünür. (Bu vadi, Datça Yarımadası’nın arıcılık açısından en verimli bölgelerinden biri. Yüksek tepelerle çevrili, rüzgârdan korunaklı yapısı ve zengin bitki çeşitliliği sayesinde dört mevsim arılar için doğal bir habitat oluşturuyor. İlkbaharla birlikte vadi tabanında ve yamaçlarda açan kekik, laden, adaçayı ve sayısız yabani çiçek, arılar için kesintisiz bir nektar döngüsü yaratıyor.)

Yüksek çam ağaçlarının içine ya da kekiklerin çoğaldığı alanlara yerleştirilen kovanlar görülür. Ömer; yağmur sonrası oluşmuş şelaleyi gösterir, Datça’nın artan yaz kuraklığından ve yağmur suyu hasadının yarımadadaki hayati öneminden bahseder.

6. Ömer’in kulübesi, yaşam alanı

Ömer’in kendi elleriyle kurduğu yaşam alanı; küçük kulübesi, doğal çitleri, yağmur suyu topladığı çukurlar, onun anlatısına geri planda eşlik eder. Aykut da, Ömer’le beraber onun yaşam alanında dolaşır, anlatıya katılır. Ömer bir endüstriyel tırmanışçıdır. Dev petrol platformlarına, üretim tesislerine tırmanarak hayatını kazanmaktadır.

7. Yarık Dağı / Onur’un Kulübesi – Ormanın ortasındaki ses kayıt stüdyosu

Onur (43)’un, Yarık Dağı’nın güney yamacında, kendi elleriyle yaptığı küçük ahşap evi görülür. Bu ev, aynı zamanda doğanın ortasındaki bir müzik stüdyosudur.

Çocuklar için yapılan bir proje nedeniyle ses kaydı yapılmakta. Melodi, kulübeden dışarı süzülüp vadiye karışıyor. Sümeyra ve Feride’nin çocukları da kayda eşlik ediyor; çocuk sesleri, hem müziğe hem ortama masum ve güçlü bir katman ekliyor.

ONUR

“Ben, Feride (44), İlker (46) ve Hüseyin (46)’le Rampapa’da bir araya geldik. Datça’nın en çok bilinen ve tanınan gruplarından biriyiz. Balkan ve etnik ağırlıklı müziğimiz zadece Datça’da değil, bölgede çok seviliyor.”

8. Yarık Dağı/Onur’un Kulübesi civarı – Ateş – Beden ve Nefes

Onur’un kulübesinin dışında, kontrollü, küçük bir ateş yakılıyor. Gruba yeni eklenenler var, Bunlardan ikisi; Aslınur (30) ve Tuğçe (32) Bu kadınlardan biri arama kurtarmacı ama bugün ormanla birlikte nefeslenmek için burada. İkisi kendilerine bir köşe buluyorlar. Uzun, ritmik bir nefes egzersizleri yapıyorlar. Nefesin sesleri ve görüntüleri, grubun ortasında yanan ateşle ve etraflarını saran dev ağaçlarla birleşiyor. Kamera, nem tutmuş kozalakları, odun parçalarında, doğal sebeplerle devrilmiş ağaçlarda dolaşıyor.

Onur, karavanının kapısına oturmuş, ormanın sessizliğinde usul usul gitara dokunuyor. Çam ağaçları arasına gizlenmiş kulübe uzaktan görülür. Yarık Dağı’nda süren hayatlardan biri…

9. Akşam-Gece/ Yarık Dağı/Onur’un Kulübesi Civarı/ Ateş Başı

Hava kararır, ateş başında oyunlar ve sohbet. Gece derinleşirken ateş başındakilerde sessizlik başlar. Uyku vakti geldiğinde ormanın içindeki şose yoldan yürüyerek Base kamping yazan tabelanın önünden geçilir ve kampa girilir.

10. Gece – Kamping

Grubun, Base Camping tabelası önünden geçip içeri yöneldiği, karanlığa karıştığı görülür. Kamping orman karanlığına gizlenmiştir. Burası bir durak değil; bir geçiş mekânı olarak kurulur.

11. Sabah– Kamping

Gün doğarken, kampingin işletmecisi Hüseyin (56), yerel bir kahvaltı hazırlar; otlar, zeytinler, ekmek… Kamp alanı, ormanın vadiyle en derin noktada buluştuğu yer, gün ışığıyla daha detaylı görülür. Kamptaki yabancı tırmanışçılar da kahvaltıya gelince herkes buluşmuş olur. Hüseyin’in sesi bu görüntüler üstüne düşer.

HÜSEYİN

“Bizim kampın Yarık Dağı vadisindeki tırmanış rotalarına yakınlığı önemli bir avantaj; ama burayı asıl cazip kılan, etrafımızı saran orman ve vahşi sessizlik.”

12. Sabah / Yarık Dağı yüksek rakım– İdris, Koşu ve Dağ

Aykut, Yarık Dağı’ndan Mesudiye’ye uzanan bir rota için yola koyuluyor. Yol kenarına sıra sıra dizilmiş kütüklerin arasından ilerleyip ormanın içine doğru kıvrılan dar bir patikaya sapıyor, kamera onunla beraber ormanda. Kısa bir yükselişin ardından, İdris’le buluşma noktasına varılıyor.

İdris (55) bir özel eğitim öğretmeni, otizmli çocuklarla çalışıyor. Okul dışındaki zamanları ise edebiyata ve koşuya ait. Öykü yazarı olan İdris, aynı zamanda bir ultra maraton koşucusu. Antrenmanlarını çoğunlukla daha yükseklerde, ormanın içinden geçen patikalarda yapıyor. Gün doğmadan yola çıktığı için, buluşulduğunda on beş kilometrelik bir parkurun sonundadır. Yakın zamanda Pamirler’deki Lenin Zirvesi’ne tırmanacak. Dağla ilişkisi, spordan çok bedenini ve zihnini bir yolculuğa hazırlamanın sessiz, istikrarlı bir biçimi.

İDRİS

“Çoğu sabah 5.00’te uyanırım; şafak henüz sökmemiştir. Önce yıldızlara bakarım, sonra dağa. Yaka Köyü’nün üzerindeki Garipçe Dağı, sanki sessizce beni çağırır. Dağın ruhuyla kendi ruhumu birbirine değdirir, fısıldaşırız. Ben ona Ağrı’nın, Süphan’ın, Cilo’nun, Allahuekber’in hikâyelerini anlatırım; adalarda yanan isyan ateşlerini…

13. Gündüz/ Yarık Dağı/ Tırmanış rotası/ Dağdaki keçi ağılı

Kamera, İdris’le buluşulan noktanın karşı yamacında yer alan keçi ağılını odağa alır. Burası, Can Baba rotasının başlangıç noktasında, kayaya yaslanmış bir mağaranın hemen yanına kurulmuş, dağın doğal kıvrımlarıyla bütünleşmiştir.

14. Gündüz / Yarık Dağı/ Yaban Hayat – Görünmeyenler

Keçi ağılı, patikalar, izler… Yarık Dağı’nın görünmeyen sakinleri: tilkiler, domuzlar, porsuklar, yırtıcı kuşlar… Belgesel bu bölümü dramatize etmez. Görünen kadar hissedilen bir yaban hayat anlatısı kurar.

Yaban hayat, burada da insanla mesafeli bir ilişki kuruyor, hayatta kalmanın şartı bu. Av baskısı, su kıtlığı ve habitat daralması gibi çeşitli güçlüklere rağmen dağ, hâlâ direnen canlılarıyla nefes alıyor. Bu anlatının bir kısmında foto kapan verileri kullanılacak.

15. Gündüz / Yarık Dağı / Hızırşah Piknik Alanı – Ayşegül ve Dünya

Hızırşah Piknik alanına yaklaşırken… Burada pikniğe gelmiş birkaç köylü…

Dünya (32) ve Ayşegül (58) de aynı yerdeler, Aykut’u bekliyorlar. Piknik alanının kadrolu sokak köpekleriyle beraberler, fakat aralarına bir tane de küçük ırk köpek katılıyor. Dünya yakalıyor onu, Ayşegül, Hızırşah muhtarını arıyor, çünkü kayıp bir köpek bu, hayvansever ağında fotoğrafı paylaşılmış. Ayşegül arabadan tasma getiriyor, köpeği yanlarına emniyete alıyorlar. Aykut, Mars ile geliyor. Mars, Dünya’yı çok seviyor, hemen ona koşuyor. Çünkü bir yıl önce Mars da bu küçük köpek gibi kaybolmuştu ve Dünya bulmuş, çiftliğinde misafir etmişti onu. Sahibini arayıp sonunda Aykut’a ulaşan da Ayşegül olmuştu. Üçünün ilk tanışması böyle; Yarık Dağı herkesi birbirine ince ilmeklerle bağlıyor.

16. Gündüz / Yarık Dağı / Dünya’nın Çiftliği

Dünya’nın Çiftliği’nden genel görüntüler… Üç bacaklı köpekler, tek gözü kör at, yaşlı eşek ve keçiler… Ana eksende: sabır, zaman ve temas. Burası bir “kurtarma” mekânı değil; iyileşmenin yavaşlığına tanıklık edilen bir alan olarak ele alınır.

DÜNYA

“Almanya’da büyüdüm, 10 yıl oluyor, ailemle birlikte bu dağın eteğine yerleştik. Ne yazık ki Datça’da hayvanların durumu iyi değil. Kaza geçirmiş, terkedilmiş, aç kalmış sayısız kedi ve köpek aldık sokaktan. Bu duyulunca, insanlar kapımıza yaralı atlarını bağladılar. Zamanla köpeklerden eşeklere, küçük bir barınak oluştu. Yaralı, korkmuş ya da insanla bağını kaybetmiş hayvanlar için zamanın ve sabrın iyileştirici gücünden başka tutunabileceğiniz bir şey yok.”

Sahibinin terk ettiği kör atın ve ihtiyar, topal eşeğin Dünya tarafından sahiplenilme hikayesi hayvanların görüntüleri eşliğinde anlatılır…

17. Gündüz / Yarık Dağı/ Kanyon – Gizli Geçit

Kamera yine Aykut’u görür, Hızırşah piknik alanına yaklaşan bir diğer araca el sallar, ekip tamamlanmıştır, yola çıkılır. Dünya, Ayşegül, Ezgi ve Ezgi’nin bitki toplayıcı grubu ile Karakazan Kanyonuna yürüyüş. Grubun büyük bölümünü kadınlar oluşturuyor. Patika, kısa bir kaya tırmanışıyla kesiliyor. Ardından kanyonun girişi. Daha ilk adımda, buranın gerçekten gizli bir cennet olduğu hissediliyor.

Kanyonun içindeki oyuklardan ilerleyenlerin ayak sesleri sükuneti bozar. Etrafta bazı kanat seslerinin kayalardaki yankılanışı duyulur… Burası kaya duvarlarıyla, günün büyük bölümünde güneşi içeri almadığı için kanyonun kendi mikro kliması var. Bu serin ve nemli yapı, birçok kuş türü, sürüngen ve küçük memeli için doğal bir barınak.

18. Gündüz / Yarık Dağı içleri/ Bitkiler – Ezgi-Toplamanın Etiği

Ezgi (35), kendi atölyesinde, doğal yöntemlerle bitkisel üretimler yapıyor. Belgeselde, ekibiyle birlikte hasat edilecek defne ağacı arıyor, bulunan ağaçlar iyi durumda değil.

EZGİ

“Toplanan her yaprak, bu coğrafyanın bilgisini içinde taşıyor.”

Defne hasadı sırasında grup kanyonda yürür. Ticari defne toplayıcılığı buradaki defneleri küçültmüş. Toplayıcılar, ağaçların büyük dallarını kesip, yapraklarını yerde ayırdıkları için ağaçlar cansız, şekilleri tuhaf. Grup yürürken kanyonun denizle kara arasındaki sıkışmışlığı, burayı oluşturan tektonik hareketlerin şekillendirdiği kırık kayalar, ani yükseltiler… Yarık Dağı’nın suyu tutmayan yapısı nedeniyle doğa, derinlere kök salıyor. Burada yaşam derinde akıyor. Bitki örtüsü sert: kekik, adaçayı, laden ve geven gibi dayanıklı, aromatik bitkiler yoğunlukta. Vadi içlerine ve gölgeli oyuklara girildikçe bitki çeşitliliği artıyor, ağaçlar sıklaşıp yükseliyor: defne, kızılçam, meşe, keçiboynuzu, sandal, kocayemiş ve yer yer yabani zeytin ağaçları tutunuyor buralarda. Hayatta kalmak esas. Kamera, taşlardan akıp kaybolan suya ve ardından güneşin getirdiği kuraklığa odaklanıyor. Yarımadanın en büyük sorunu susuzluk. Yağışların düzensiz, yeraltı su seviyeleri düşük ve kalabalıklaşan Datça’da su kullanımı her gün artıyor.

Kamera bir ağaçta tutunmuş kuru bademe, sonra da bahçesinde çalışan Yasin’e geçiyor.

19. Gündüz / Yarık Dağı/ Yasin’in Bademliği 

Yasin (51) Amerika’da tarım ekonomisi ve organik tarım eğitimi almış üretici. Datça’da susuz tarım yapıyor. Bahçesinde badem ağaçlarını kontrol ederken konuşuyor

YASiN

“Bütün yarımadada susuz tarım yapılır. Bu çok kıymetli bir tarım yöntemidir. Datça’da, Mayıs sonundan Ekim ortalarına kadar tek damla yağmur yağmayan yıllar geçirdik. Buna ağaçlar yer altındaki nemle hayatta kalır.”

Yasin’in bahçesindeki ağaçlar gezilirken, bademcilik de detaylandırılır. Badem ağaçları, bu yarı kurak coğrafyada kök salmanın, sabrın ve doğayla uyum içinde üretmenin sessiz ama güçlü tanıkları.

20. Gündüz/ Yarık Dağı içleri / Zeynep’in Evi

Aykut’un olduğu küçük yürüyüş grubu yeniden orman içinde görülür. Birlikte patikadan Zeynep’in evine yaklaşıyorlar. Zeynep bir ressam ve heykeltraş. Çok zor bir coğrafyaya kendi emeğiyle kurduğu evinde çocuklarla sanat çalışmaları yapıyor. Kamera evini bir an gördükten sonra, iç mekana geçer. Perdede asılı duran öğrenci çalışmalarını ve ardından Zeynep’in kendi üretimi resim ve heykelleri görür. Zeynep ve babası farklı inşaatlar kurmuş, herşeyi kendi güçleriyle yapmayı seçmiş insanlardır. Zeynep babasının doğal üretimlerini / yöntemlerini ve kendisinin öğrencileriyle çalışmaları anlatırken kamera köpekleri, sanat çalışmalarını, dev çamları görür.

Yarık Dağı, birbirinden son derece farklı insanlar için bir vaha gibidir.  Onun sözleri de coğrafyanın güzelliğine, yaşamın birikcikliğine bağlanır. Grup yeniden yola çıkmak üzere patikaya iner.

21. Gündüz / Yarık Dağı içleri (Kırılma – Ölümle Karşılaşma)

Mars, yine yeni ve farklı kokuların peşinde, grubun önünde gidiyor. Grup az sonra etraflarını saran sinekleri farkediyor ve yolun kenarındaki ölü hayvanlarla karşılaşıyorlar. Yolun bir tarafında bir at, diğer tarafında bir domuz öldürülmüş, yatıyor.

Avdan, avcılıktan ve en kalabalık rotada bu hayvanların neden bırakıldığı konuşuluyor. Beraber yürümekte olan Yarık Dağı komşularında korkulu, buz gibi sessizlikler oluşuyor. Kamera yere, otlar arasında yürüyen ayaklara dönüyor. Grup orman içinde kaybolmaya başlıyor.

22. Akşam/Aykut’un bahçesi (Kapanış – Tanıklık)

Bahçede yanan ateş… Aykut, Mars ile ateş başında oturuyor. Gece sessiz. Hem dolunay hem Yarık Dağı’nın karanlık silueti görülür.  Aykut ve Mars gülümser gibi bakışırlar.

23. Akşam/Genel

Yarık Dağı silueti

Hızırşah köylüleri evlerine giderken…

Film, büyük bir sonuç cümlesi kurmaz. Yarık Dağı, konuşmuyor ama öyle güçlü bir varlık ki, dinlemek isteyenler için her zaman bir dolu hikayesi var. Başka bir hayatın mümkün olduğunu gösteren bu insanların hikâyesi, izleyiciye emanet edilir.