İçeriğe geç →

KARAKÖY CAMİİ

Eğer 14. yüzyılda yapıldığı “tahmin edilen” Hızırşah Camii’ni saymazsak –ki ben o tarihlerde yapıldığını “tahmin etmiyorum”- Datça yarımadasındaki ilk cami Karaköy Camii’dir. Kitabesinde Hicri 1211 (1796) yılında Tuhfezadelerden Hacı Halil Ağa tarafından yapıldığı yazar.

Cami köyün içinde değildir, Reşadiye tarafından Körmen Limanı’na inen yolda Karaköy sapağının karşısına düşen düzlükte inşa edilmiştir. Harabe haldedir, çatısı minaresi yoktur, içini otlar bürümüştür. Yine de kitabesi hala yerli yerinde, kapısının üzerindedir. Mihrabı da öyle, kapının tam karşısında güneye bakan duvardadır.

Dışarıdan bakınca caminin güneydoğu köşesinde kullanılmış eski büyük beyaz bir mermer parça dikkat çeker. Üzerinde motifler ve yazılar vardır. Uzun yıllar İstanbul Üniversitesi’nde Eski Yunanca dersleri veren ve Türkiye’deki neredeyse tüm antik Yunan yerleşimlerini gezip anlatan İngiliz arkeolog George Ewart Bean bu taşın antik bir sütun başlığı olduğunu, daha sonra sınır taşı olarak kullanıldığını, üzerindeki yazının 4. yy. Yunancasıyla yazılmış bir “Liman sınırı” ibaresi olduğunu belirtir.

Caminin önünde camiyle yaşıtmış gibi görünen ulu bir çınar ağacı yükselir. Yakınında aynı tarihlerde yapıldığı söylenen iki taş yapı daha vardır. Fakat, belki bakım gördüklerinden, camiden daha genç görünürler. Bu yapılarla yol arasında bugün direksiyon dersleri için parkur olarak kullanılan geniş bir düzlük uzanır.

Karaköy Camii yeriyle, tarihiyle, önündeki ulu çınar ağacıyla bize Reşadiye’deki Koca Ev’i hatırlatır. Aynı dönemde, 1791-1801 yılları arasında inşa edilen Koca Ev’in de caminin banisi Hacı Halil Ağa tarafından yapıldığını tahmin ederiz.

Fakat, daha da önemlisi; köyün dışına, limanın yukarısına, yol üzerindeki geniş bir düzlüğe çevresinde başka yapılarla beraber yapılması insana acaba burası o dönemin bir merkez şantiyesi ya da ana kampı olabilir mi diye düşündürür.

Sanki o yıllarda Datça’da büyük bir hareketlilik olmuş, o tarihlerde donanmasını yeniden ayağa kaldırmaya çabalayan Osmanlı’ya yarımadanın bakir ormanlarından temin edilen binlerce tomruk burada istiflenip buradan gönderilmiştir. Çünkü Reşadiye’ye o benzersiz Mehmet Ali Konağı’nı yaptıran zenginlik ancak böylesi büyük bir ekonomik canlılıktan gelmiş olabilir.

Fotoğraflar: Umut Kaçar / Metin: Bülent Kale

Kaynaklar

  • Datça Mezar Taşları ve Kitabeleri, Namık Açıkgöz, Balıkaşıran Yayınları, Muğla, 2005.
  • Turkey beyond the Maeander: an archaeological guide, George Ewart Bean, Ernest Benn Limited, London, 1971.

Kategori: Datça Hikaye