Datçalılar Reşadiye’deki Mehmet Ali Ağa Konağı’na Goca Ev demişler ilk yapıldığında. Haksız da sayılmazlar, çünkü Reşadiye’nin taş duvarlı, toprak damlı geleneksel evlerine göre bayağı büyük kaçıyor. Yalnız büyük kaçmıyor, tuhaf da kaçıyor.
Datça’nın toprak damlı evlerinde yaşayan birisinin bir gün kendisine daha güzel bir ev yapmaya karar verip yaptığı bir ev değil Goca Ev. Yapabileceği bir ev de değil. Mimari ya da estetik duygu öyle parayla, güçle bir çırpıda gelişiveren şeyler değil. Gezmek, görmek, yaşamak ister.
Goca Ev başka türlü insanlar için, başka türlü bir yaşantı için tasarlanmış. Sanki birileri bir gün kaderin bir cilvesiyle o zamanlar ıssız bir ada denilebilecek Datça’ya düşmüş ve kendileriyle birlikte evlerini de getirmişler. Başka hiçbir eve benzemeyen bir tür mimari mücevheri andıran evlerini.
Datçalı araştırmacılar, Datça’ya düşen bu kişinin Ali Giridi olduğunu, Girit’in fethinde (1669) yararlılıklar gösterdiğini, bu yüzden Datça’nın kendisine hediye (tuhfe) edildiğini, ailenin bu sebeple Tuhfezadeler olarak anıldığını, Goca Ev’i onların yaptırdığını (1791-1801) yazıyor.
Olabilir. Ama araştırmaya muhtaç. Çünkü Goca Ev Girit’ten gelmemiş. Sanki İstanbul’dan, Sarayburnu’ndan gelmiş ve sanki öncesinde Kırım’da uzun süre eğleşip sonrasında büyük badireler atlatarak düşe kalka, en güngörmüş, en çelebi haliyle gelmiş.
Fotoğraf: Umut Kaçar / Metin: Bülent Kale
